T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ANTALYA ELMALI MÜZESİ MÜDÜRLÜĞÜ

Bölgemizde (Elmalı-Korkuteli) Arkeoloji Dünyasına Katkısı Olan Bilim İnsanlarımız

 

Machteld Johanna Mellink


1963-2002 yıllarında bölgede kazı ve yüzey araştırmaları yapan Prof. Dr. Machteld J. Mellink, çeşitli platformlarda yaptığı pek çok konuşmada, bölgenin kültürel ve tarihi zenginliğine değinmiş, bu eşsiz kültür mirasının yerinde korunması, tanıtılması, halkın bilinçlendirilmesi ve en önemlisi son yıllarda giderek artan eski eser talanının önlenmesi için bölgede mutlaka bir müze veya bir enstitünün kurulmasını istemiştir. Anadolu kültür mirasının uluslararası eski eser kaçakçılığı  yoluyla yağmalanmasına  karşı etkin mücadele etmiştir.

1986 yılından itibaren, ilçede pek çok araştırma ve girişimlerle, öncelikle ilçedeki işlevini yitirmiş tarihi binalar (Alay Reviri 1940 ve Hara Binası, Eski Hükümet Konağı 1941 vb. gibi) tespit edilmiş, müze veya enstitünün bu yapılarda geliştirilmesi için pek çok girişimde bulunulmuştur. 

M. J. Mellink’in bu isteğinin gerçekleşmesine, Bakanlığımızın 2000’li yıllarda aldığı bir kararla ilk adım atılmış, ilçenin Gündoğan Mahallesi, İbrahim Elmalılı Caddesi üzerinde bulunan eski hükümet konağı, 2004 yılında müze olarak değerlendirilmek üzere, Maliye Bakanlığı tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığı’na tahsis edilmiştir. Yapıldığı 1941 yılından 1987’ye kadar ilçenin hükümet binası, daha sonra vergi dairesi ve bir bölümü öğretmen evi görevini yapmış olan ve mimari yapısıyla özel bir değere haiz bu yapının içerisinde, müze ihtiyaçlarına uygun biçimde değişiklik yapılarak, üçü zemin, sekizi birinci katta olmak üzere, on bir teşhir salonu oluşturulmuştur.

Teşhir-tanzim çalışmaları Antalya Müzesi Müdürlüğü’ne bağlı olarak 2011 yılı başında tamamlanan Elmalı Müzesi’nin, Bakanlığımız taşra teşkilatına bağlı ayrı bir müdürlük olarak kurulması 2011/1655 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylanıp, 28.04.2011 tarih ve 27918 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Müze 13.06.2011 tarihinde ziyarete açılmıştır.


Mellink 1949’da Bryn Mawrda Klasik ve yakın Doğu Arkeolojisi üzerine, 1949’da Bryn Mawrda Klasik ve yakın Doğu Arkeolojisi üzerine, 1950-65 arası Rodney Young ile Gordionda, 1950-65 arası Rodney Young ile Gordion’da çalışmıştır. Elmalı Karataş -Semayük kazısını yapmıştır. 1988-91 ARIT başkanı, 1988-91 ARIT başkanı,  1980-84 AIA Başkanı, 1980-84 AIA Başkanı, 1955-83 Bryn Mawr College Klasik ve Yakın Doğu Arkeolojisi Bl.Başkanı,1955-83 Bryn Mawr College Klasik ve Yakın Doğu Arkeolojisi Bl. Başkanı, 1979-80 Bryn Mawr College, Graduate School of Arts and Sciences dekanı, 1979-80 Bryn Mawr College, Graduate School of Arts and Sciences dekanı olarak görev yapmıştır.

Amsterdam doğumlu arkeolog, kariyerinin son yıllarında ilgisini Truva Savaşı ve Truva’ya yöneltmiştir. 1980’den 1984’e kadar Amerikan Arkeoloji Kurumu’nun başkanlığını yapan Mellink, 1988’de emekliye ayrılmıştır.  1955’ten 1994’e kadar Ön Asya arkeolojisinin uzman ismi olan Prof. Mellink 1963-75 yılları arasında Elmalı düzlüğündeki çok sayıdaki höyüklerden biri olan Karataş-Semayük ‘te yapılan arkeolojik kazıları Bryn Mawr College adına gerçekleştirmiştir.

Elmalı’nın 7 km. doğusunda olan bu höyükteki çalışmaların asıl amacı ‘Likya Bölgesi Tunç Çağı Kültürleri’ ni araştırmaya yönelik olmuştur. Yine aynı yörede Bağbaşın’nda yapılan çalışmalar ise bölgenin Geç Kalkolitik Dönem kültürlerine ait önemli bilgiler vermiştir. Karataş-Semayük’te yapılan kazılarda I, II ve III dönemlerine ait 6 kültür tabakası tespit edilmiştir. Bunlardan en eskisi olana I. Tabakadaki önemli mimari buluntular megaron tipi evler ile merkez konumda olan dörtgen planlı büyük bir yapıdır. Bu yapı etrafı dıştan rampalı, içten payelerle desteklenmiş duvarlarla çevrili oval bir avlu içinde yer almıştır. Yapı malzemesi kerpiçtir. Burada tespit edilen evreler, yapıların yangın vb. nedenlerle tahrip olduğunu, ancak planının az çok değiştirilmesi ile kullanımlarının uzun süre devam ettiğini göstermektedir. Yine aynı çalışmalar dönemlerinde, höyüğün hemen yakınında açılan ilk tunç çağına ait mezarlık alanında ağızları doğuya bakacak şekilde toprağa yan yatırılmış çok sayıda küp (pithos) açığa çıkarılmıştır. İçlerinde birden fazla ölünün konulmuş olduğu anlaşılan bu küplerin ağızları büyük bir taş ile kapatılmış, kenarları da tarla taşları ile çevrelenerek korunmaları sağlanmıştır. İçlerinde bulunan çok sayıda ölü armağanları (çeşitli kaplar, idoller ve süs eşyaları vb.) ile bazılarının üzerindeki mühür baskısı, çentik, gamalı haç, keçi, kulübe vb. motifler dönemin günlük yaşamını yansıtmaları açısından oldukça önem taşımaktadır.Ele geçen buluntular İ.Ö 3000 yıllarına ait olup, lokal farklılıklar olmakla birlikte Troya I, II ve Pisidya ile benzer özellik göstermektedir.

1963 yılında Elmalı Karataş kazılarına başkanlık eden Prof. Mellink, Kızılbel’deki (İ.Ö 6 yy ) Likya boyalı mezar anıtını keşfetmesiyle birlikte dünya arkeoloji literatürüne geçmiştir.

Kazı buluntuları, Antalya Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ve Antalya Elmalı Müzesi Müdürlüğünde sergilenmektedir.


-----------

  Doç.Dr.Fatma İlknur ÖZGEN

EP:iozgen@bilkent.edu.tr  T:+90312 290 15 62

Bilkent Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. İlknur Özgen,  1982 yılında Bryn Mawr Kolejinde Klasik Arkeolojiden  doktorasını yapmıştır.  Lydia Treasure (İstanbul, 1996), adlı eseri vardır. Halen Demir Çağı Neolitik Anadolu Arkeolojisi ile ilgili bir kitap hazırlamaktadır.

1949 yılından itibaren M. S. F. Hood ve M. Mellink tarafından Elmalı bölgesinde yüzey araştırması sonucu tespit edilen Hacımusalar Höyüğünde 1994 yılında Doç. Dr. İlknur ÖZGEN tarafından arkeolojik kazılara başlanmış ve kazı halen devam etmektedir.

Hacımusalar Höyüğü,  Antalya ili, Elmalı  İlçesinin 15–20 km. güneybatısında, Hacımusalar ile Beyler mahalleleri arasında yer alan 1970'li yıllarda kurutulan bir gölün kenarında, verimli bir ovada yer almaktadır. Antik Çağ'da adı Choma olan Hacımusalar Höyüğü, Beyler Höyüğü olarak da bilinmektedir. Höyük, 350 x 300 metre boyutlarında olup 13 metre yüksekliktedir. 

Höyükte Neolitik Çağ'dan Orta Bizans Dönemi'ne kadar kesintisiz olarak yerleşim devam etmiştir. Tepenin batı yamacındaki açmada Erken Tunç Çağı mimarisi açığa çıkarılmıştır. Bu tabakanın mimarisi Troya ve diğer Batı Anadolu Erken Tunç Çağı mimarisinde görüldüğü gibi megaron benzeri yapılardan oluşmaktadır. Bu kesimde yapılan kazılarda kırmızı ve siyah açkılı çanak çömlek parçaları ile pişmiş toprak figürler, bir mühür, ağırşaklar, tezgah ağırlıkları ve tunç iğneler ele geçmiştir. Höyüğün merkezinde M.Ö 6.-12. yüzyıllara tarihlenen bir Bizans kilisesi, mozaik zeminler ve duvar resimleri ortaya çıkarılmıştır. "Üç koçlu bir yapı" olarak tanımlanmaktadır ve güneyinde bir mezarlık bulunmaktadır. Kilisenin M.Ö. 5 ve 6. yüzyıllardaki ilk halinde bile 600 metrekarelik bir yapı olduğu ortaya çıkarılmıştır. Antik Döneme ait piskoposluk listelerinde Hacımusalar'ın (Choma) bir piskoposluk merkezi olarak gösterilmesi, bir bakıma bu bulguları desteklemektedir. Yine yerleşmenin etrafının bir surla çevrili olduğu ve oldukça iyi tahkim edildiği ortaya çıkmıştır. Ancak Bizans Dönemi'nde sur yenilenmemiştir. Bunun nedeni, yerleşmenin dini bir merkez olmasına ve bu nedenle sakinlerinin din adamlarından ibaret olabileceğine bağlanmaktadır.

Hacı Musalar Höyüğü buluntuları, Antalya Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü ve Antalya Elmalı Müzesi Müdürlüğünde sergilenmektedir.