T.C. KÜLTÜR VE TURİZM BAKANLIĞI ANTALYA ELMALI MÜZESİ MÜDÜRLÜĞÜ

ÖMER PAŞA CAMİİ

 

Külliye yapıları şadırvanlı ortak bir avluda karşılıklı yerleştirilen cami ve medrese, caminin güneydoğusuna bitişik türbe ve külliyenin bir parçası olarak kabul edilen ayrı bir yerde bulunan hamamdan oluşmaktadır (Evliya Çelebi, 1993, 21; Aslanapa, 1986, 324) (Çizim 1) (Resim 1). Hayatı hakkında fazla bilgi sahibi olmadığımız Ömer Paşanın külliyenin yapımından iki yıl önce tanzim edilen vakfiyesinde (1017/1608) külliye yapılarından cami, medrese ve türbe ile ilgili bilgilere yer verilmiş, ayrı bir yerde bulunan hamamdan hiç söz edilmemiştir.2 Buna rağmen Bey Hamamı veya Ağalar Hamamı olarak anılan hamam külliyenin yaptırıldığı dönemde tamamlanmış olmalıdır (Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, 1983, 636). Hamamın külliye ana çerçevesinin dışında tutulması geleneği, mimari özellikleri ve bir belge niteliği taşımasa da cami inşaatı esnasında bir hamamın yapıldığı ve hatta ihtiyaçtan dolayı öncelikli bitirilen parçası olduğuna dair halk arasında söylenen efsaneler külliye ile bağlantılı olduğunu düşündürmektedir. Caminin güneydoğu duvarına bitişik olan türbenin konumu ve mimari özellikleri, külliye ile aynı yıllarda yapılıp yapılmadığı konusunda şüpheler oluşturmaktadır. Ayrıca türbenin kime ait olduğu da açıklık kazanmamıştır. Külliye hakkında bilgi veren kaynaklarda (Hafız Hüseyin Ayvansarâyî, 1978, 80; Aslanapa, 1986, 324, Cücü, 1985, 183) Ömer Paşaya ait olduğu belirtilen türbe, Ömer Paşa vakfiyesindeki ifadeye göre burada yatan kişinin Ahi Baba olduğu kanısını uyandırmaktadır. Kaynaklarda ölüm tarihi de farklı olan Ömer Paşa, vakfiyesinde olasılıkla camiye bitişik olan bu türbeyi ve türbenin Ahi Babaya ait olduğunu belirtmek istemiştir. Ömer Paşa vakfiyesinde geçen sıbyan mektebi (Bkz. dipnot 2) günümüze ulaşmamış ayrıca sadece Evliya Çelebinin “... ve bir yüksek kubbe dersane (dâr-i kurra) var” şeklinde bahsettiği dersanenin olup olmadığı veya bu yapının sıbyan mektebi ile karıştırılma ihtimali belirlenebilmiş değildir. Yapının 1965 yılındaki durumunu belirten VGMA. 07.04 01/1 nolu dosyadaki vakıf eski eser fişinde medresenin kuzey cephesini çeviren dükkanlar ve bu dükkanların bir kaçının kubbeli olduğu vurgulanmıştır. O dönem onarımlarında kubbeleri yok edilen ve bugünkü şeklini alan dükkanlar Ömer Paşa vakfiyesinde geçen dükkanlar olmalıdır.3 Külliye yapılarından cami 1870 yılında onarılmış, bu onarımı belirten bir kitabe olmasına rağmen günümüze ulaşmamıştır (Cücü, 1985, 183). Daha sonra külliye 1929 yılında kısmen olmak üzere 1938-1942, 1968, 1971, 1984, 1986 ve 1990 yıllarında onarılmıştır (Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, 1983, 629-630). 

ÖMER PAŞA:

Mehmet Süreyya Bey’in verdiği bilgiye göre Ömerpaşa Manavgatlı olup, kapı ağalığından çavuşbaşılığa yükselmiş, daha sonra beylerbeyi olmuştur. 1012’de (1603 - 1604) Diyarbekir Valiliği’ne gönderilmiş, 1032’de (1623) Trablusgarp Beylerbeyliği’nin ardından önce Batum - Trabzon,daha sonra Karaman ve Maraş Beylerbeyliği’ne tayin edilmiş, İran’a ve Abaza Mehmet Paşa üzerine yapılan seferlere katılmıştır (1628-1629).
Üzeri tek kubbeyle örtülü kare planlı olan cami tamamen kesme taştan inşa edilmiştir. Giriş cephesinde üstü kubbelerle örtülü, ortadaki diğerlerinden daha yüksek kubbeli olan klasik başlıklı mermer sütunların taşıdığı revaka sahip bir son cemaat yeri vardır. Taç kapı yay biçiminde büyük sivri kemerli olup üstünde altı satır halindeki kitabe bulunmaktadır. Cephelerde altta iki sırada dörder, üstte ikişer olmak üzere pencereler açılmıştır. Pencereleri içerden ve dışarıdan süsleyen alınlıkların üzerlerinin her birinde değişik ayetler yazılı olan çiniler, İznik çini fırınlarının son eserleri sayılır. Bunlardan birinin alt köşesinde “el-fakir Resmi Mustafa ” imzası görülmekte, yazıların hattatının bu sanatkâr olduğu anlaşılmaktadır. Yazıların çinilerini süsleyen motiflerle beraber oluşu da hattat ve çinicinin tek kişi olması ihtimalini kuvvetlendirir gibidir. Diğer bir husus ta he r pencere için ayrı olarak hazırlanan bu çok sayıdaki panonun XVII. yüz yılın başlarında İznik’ten nasıl bir yol takip edilerek Elmalı’ya kadar bozulmadan taşınabilmiş olduğudur. İznik çiniciliğinin bu örneklerinin, o devirde Anadolu’nun uzak bir köşesine getirilebilmiş olması Ömer Paşa’nın yaptırdığı bu hayrata ne kadar büyük bir emek verdiğinin delilidir. Kubbe kasnağında da bir dizi pencere bulunan caminin harimi bol ışık almaktadır. Bina kare zemin planı üzerine dört kemere oturan kurşun kaplı bir kubbeyle örtülüdür. Kareden kubbeye geçiş köşe tromplarıyla sağlanmıştır. Duvarlar, üzerindeki kubbe baskısını karşılamak üzere üç cephede üç kare kesitli payende ile desteklenmiştir. Mermer bir mihraba ve minbere sahip olan caminin minberi fazla bezemeli olmamakla beraber merdiven korkuluğunda rozet kabartmaları ile süslenmiştir. Caminin içi ve kubbesi zengin kalem işi nakışlarla kaplıdır. Evliya çelebi’nin övdüğü minarenin kürsü kısmı beş köşeli olup, her bir cephe birer kaş kemerli pano halinde bölünmüştür. Çokgen gövdeli minarenin şerefe kısmı zengin biçimde işlenmiş mukarnaslara oturmaktadır. Şerefe korkuluğu mermerden oyma şebekelidir. Tepesinde kurşun kaplı ahşap bir külah bulunur. Caminin kubbesindeki kurşun kaplamalar 2004 yılında, minare alemindeki kurşun kaplamalar da 2009 yılında yardımsever Elmalı Halkı tarafından yeniden yaptırılmış ve bu muhteşem eserin şiddetli kış şartlarında göreceği zararlar, zamanında tedbir alınarak engellenmiştir.
Külliyenin tarihi ve banisini belirten tek kitabe cami giriş kapısı üzerinde bulunur. Taş pano üzerine nesih ile yazılmış sekiz satırlık kitabe metni şöyledir: دين أسلامه شرف ويردي عمر باشا بو آون نتكيم فاروك اعظامله زينت بولدي دين جان و دلدن سعي ايدوب اول مبارك جمعه يه يابدى بونده آه ايده رحمة رحمة للعالمين عرضه روز قيامتده اومارم آيم اوله جورم عسبان عسكرندن حفظ ايـجون حصن حصين شاد اولوب اتمامنك يحي ديدي تاريحني جامع بنياد بيت االله هاد رآن دين س 


Okunuşu: Dîn-i İslâma şeref verdi Ömer Paşa bugün Nitekim Faruk-ı âzamla ziynet buldu din Cân-ü dilden sa’yidüb ol mübarek Cum’aya Yapdı bunda ki ide rahmet Rameten lil-âlemin Arza-i rûz-i kıyametde umarım kim ola Cürm-i isyân askerinden hıfz içün hısn-ı hâsin Şâd olub itmamının Yahya didi târihini Câmi bünyad Beytullahı hâdi rüknü din sene 1019 Anlamı: Ömer Paşa bugün İslam dinine şeref verdi. Sanki Faruk-ı Azam yani Hz. Ömer ile İslam dini süslendi. O mübarek toplanma yerini canu gönülden çalışarak alemlere rahmet olan Hz. Muhammed ona yardım etmesi için yaptı. Umarım yaptığı eser kıyamet gününde suç ve isyan askerlerinden kendisini koruyan sağlam bir kale olsun. Şair Yahya sevinerek şöyle tarif düşürdü. Dinin esas yol göstericisi ve Beytullah’ın temeli camidir.  Mihrap: Altıgen profilli, mukarnas dolgulu mihrap nişi beş bordür ile çevrilidir. Mihrabı üç yandan dolaşan en dıştaki ikinci bordür silmelerle Zerrin KÖŞKLÜ / Antalya / Elmalılı Ömer Paşa Külliyesi 97 hareketlendirilmiş, dıştaki bordürün üzerinde üstte yüzeysel testere dişi motifine yer verilmiştir. Üçüncü bordürde kahverengi, koyu yeşil ve sarı renklerle boyanan bitkisel bir bezeme vardır. Dördüncü bordür yine düz silmelerle vurgulanmıştır. En içteki beşinci bordür grift olarak işlenmiş kıvrık dal, yaprak ve çiçek motiflerinin aynı renk tonları ile oluşturulan bir diğer süsleme örneğidir. Aynı şekilde bezenen ortadaki mukarnaslar en alt sıra sarkıtlı olmak üzere kademeli olarak daralmaktadır. Kavsara kemeri zikzaklardan oluşmakta kemer köşelerinin bir kısmında bitki motifleri ile oluşturulan bir bezeme ve iki yanında birer rozet görülmektedir. Mihrap üst kısmı birer atlamalı daire ve uçları kıvrık konsol şeklindeki bir sıra kabartma ve iki yanda ince silmelerle vurgulanan uçları perde motifleri ile tamamlanan bezemesel bir özellik göstermektedir. Mihrabın en üstünde dikdörtgen şeklindeki çini pano Âyet-el Kürsi’nin yazılı olduğu ve pencere alınlıkları ile görsel bir bütünlük gösteren bir ayrıntıdır (Çoban, 1989, 29-30) (Resim 5). Minber: Mermerden olup oldukça sadedir. Minber korkuluklarında iki tarafta üçerden altı rozet bezemesel unsur olarak dikkat çekmektedir. Minber köşkü sivri kemerlerle birbirine bağlanan dört sütun üzerinde sekizgen mermer kasnak ve ahşaptan bir külahla tamamlanmıştır. Minare: Son cemaat yerinin kuzeybatı köşesinde camiye bitişik olarak bulunmaktadır. 1929 yılında yıkılan minarenin yerine bu minare 1938-1942 yılları arasında caminin diğer kısımları ile birlikte onarılmıştır. Kesme taştan yapılan minareye çıkış kuzey yüzde açılan bir kapıdan sağlanmaktadır. Minare kaidesi beş kenarlı olup her yüzü kaş kemerli nişlerle hareketlendirilmiştir. Kaidenin üzerinde son cemaat yeri ile aynı hizaya ulaşan pabuç, bir silme ile yukarı doğru daralan ve cami beden duvarlarında ikinci bir silmeye kadar yükselen bir alt yapı göstermektedir. Buradan onaltıgen ince uzun gövdeye geçilir. Zarif gövdede şerefe altı sarkıtlı mukarnaslarla, şerefe korkulukları geometrik desenli bezemesel unsurlarla zenginleştirilmiştir (Türkiye’de Vakıf Abideler ve Eski Eserler, 1983, 630-631). Caminin en dikkat çekici yanlarından biri son cemaat yerinde ve cami içerisinde alt pencere alınlıklarında bulunan çini panolardır. Panolarda ayet ve hadisler ile yapının süslemelerini öven şiirler görülmektedir. Yazılar talik, sülüs ve celi hatla yazılmış, yazıların arasında ve dışında kalan boşluklarda rumi, küçük hançer yaprakları, rozet ve çiçek motifleri ile kompozisyonlar oluşturulmuştur (Ünal, 1974, 24-25; Öney, 90; Yenişehirlioğlu, 1989, 37-38). Çini panolardan doğudaki yarım panoda hattatın adının İznikli Mustafa olarak belirtilmesi, çinilerin teknik olarak da İznik çinilerine benzemesi ve aynı zamanda caminin tarihi dikkate alındığında, bu panoların 17. yüzyıl boyunca gittikçe bozulan İznik çinileri olduğunu göstermektedir (Ersü, 1967, 44; Yetkin, 1989, 21-22).